Bakan Güler NATO Öncesi SavunmaSanayiST’ye Açıkladı: İşte Ankara’nın Yeni Doktrini

Dünya, 7-8 Temmuz’da düzenlenecek NATO Ankara Zirvesi’ne kilitlenirken; Türkiye’nin savunma alanında attığı adımlar yakın merceğe alındı.

Zirveye günler kala SavunmaSanayiST’ye Türkiye modelini açıklayan Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Savunma sanayiini yalnızca ulusal güvenliğimizin bir unsuru olarak değil, aynı zamanda NATO’nun kolektif caydırıcılığını güçlendiren stratejik bir değer olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde de sahip olduğumuz üretim kabiliyeti, mühendislik birikimi ve teknolojik yetkinliklerle İttifakın savunma kapasitesinin geliştirilmesine katkı sunmayı sürdüreceğiz” dedi.

STM Banner

Güler, NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi ile eş zamanlı düzenlenecek Savunma Sanayii Forumu’nu, müttefikler arasında savunma sanayiinde daha güçlü iş birliğinin geliştirilmesi açısından önemli bir fırsat olarak değerlendirdiklerini kaydetti.

Ankara’da gerçekleştirilecek tarihi zirve öncesinde Türkiye’nin askeri ve teknolojik vizyonunu netleştiren Bakan Güler’in mülakatından, Ankara’nın yeni savunma doktrinini şekillendiren 15 stratejik başlık öne çıktı.

NATO Steadfast Defender Tatbikatı

İŞTE O 15 MADDE:

İttifak ve Global Güvenlik Mimarisi

1. Güçlü bir İttifak, ancak güçlü ve sürdürülebilir bir savunma sanayii altyapısıyla mümkün.

2. Savunma sanayii yalnızca ulusal güvenliğimizin bir unsuru değil, aynı zamanda NATO’nun kolektif caydırıcılık altyapısını güçlendiren stratejik bir değer.

3. Güvenlik, dışlayıcı değil kapsayıcı bir yaklaşımla sağlandığında kalıcı ve etkili sonuçlar doğurur.

4. Ülkemiz Avrupa güvenlik mimarisinin önemli paydaşlarından biri.

5. İttifakın savunma kapasitesinin geliştirilmesine katkı sunmayı sürdüreceğiz.

6. Geleceğin güvenlik ortamında dayanıklı ittifakların temelinde, güçlü savunma sanayii iş birlikleri yer alacak.

7. Ortak güvenlik anlayışını güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.

Steadfast Dart 26

Teknolojik Dönüşüm ve Geleceğin Harbi

8. Değişen tehdit ortamı, müttefiklerin birlikte çalışabilirlik yeteneğinin yanı sıra teknolojik uyum kabiliyetini de her zamankinden daha önemli kılıyor.

9. Savunma sanayiinde gerçek başarı, yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılayan sistemler geliştirmek değil; geleceğin güvenlik ortamını doğru okuyarak yarının teknolojilerine bugünden yatırım yapabilmek.

10. Hedefimiz, belirli platformlarda başarı elde etmiş bir ülke olmanın ötesine geçerek; kritik teknolojileri geliştiren, bilgi üreten ve savunma alanındaki dönüşüme yön veren ülkeler arasında kalıcı bir yer edinmek.

11. Yapay zekâ, kuantum teknolojileri, uzay sistemleri, ileri malzeme teknolojileri, yüksek işlem gücüne sahip yazılım altyapıları, siber güvenlik ve otonom sistemler gibi alanlar, savunma teknolojilerinin gelişiminde belirleyici olacak.

KIZILELMA-Kol-Uçuşu

Sahadaki TSK Tecrübesi ve Üretim Çevikliği

12. Her yeni kabiliyet, yalnızca teknolojik bir ürün değil; sahada karşılığı olan bir çözüm.

13. Başarı; yalnızca ileri teknoloji geliştirmekle değil, bu teknolojiyi hızla sahaya aktarabilmek, sürekli geliştirebilmek ve değişen ihtiyaçlara zamanında cevap verebilmekle ölçülür.

14. Türkiye; güvenlik üreten, krizlerin çözümüne katkı sunan, bölgesel ve küresel barışı destekleyen sorumlu bir ülke olarak hareket ediyor.

15. Yalnızca ülkemizin değil, dost ve müttefik ülkelerin güvenliğine, bölgesel istikrara ve uluslararası barışa katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in bu 15 maddelik stratejik doktrin, Türkiye’nin sadece bir tedarikçi değil, küresel askeri doktrinleri ve harekât konseptlerini şekillendiren kurucu bir aktör haline geldiğini teyit ediyor.

Yaşar-Güler-NATO

Ankara’daki tarihi zirveye günler kala İttifak’ın geleceğini, TSK’nın sahadaki operasyonel birikimini ve yerli savunma sanayiinin önümüzdeki 10-15 yıllık vizyonunu en ince detaylarına kadar ele alan Bakan Güler, SavunmaSanayiST.com’a verdiği yazılı mülakatta şu değerlendirmelerde bulundu:

İTTİFAKIN SAVUNMA SANAYİ ALANINDAKİ DÖNÜŞÜMÜ

“Bugün NATO’nun karşı karşıya bulunduğu güvenlik ortamı, yalnızca askerî kabiliyetlerin değil; savunma üretim kapasitesi, tedarik zincirlerinin dayanıklılığı ve teknolojik altyapının da stratejik önemini artırdı. Bu nedenle Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi ile eş zamanlı düzenlenecek Savunma Sanayii Forumu’nu, müttefikler arasında savunma sanayiinde daha güçlü iş birliğinin geliştirilmesi açısından önemli bir fırsat olarak değerlendiriyoruz.

Türkiye, NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip bir müttefik olmasının yanında, son yıllarda savunma sanayiinde ortaya koyduğu üretim kapasitesi, yüksek teknoloji yetkinliği ve geniş ürün yelpazesiyle de İttifakın güvenliğine somut katkılar sunuyor. Savunma Sanayii Forumu‘nun bu yönüyle ortak üretim, teknoloji iş birliği, inovasyon ve savunma sanayii entegrasyonu alanlarında yeni ortaklıkların geliştirilmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz.

İspanya Hava Kuvvetleri Komutanı HÜRJET ile havalandı

Günümüz güvenlik ortamında güçlü bir İttifak, ancak güçlü ve sürdürülebilir bir savunma sanayii altyapısıyla mümkündür. Savunma sanayiini yalnızca ulusal güvenliğimizin bir unsuru olarak değil, aynı zamanda NATO’nun kolektif caydırıcılık mekanizmasını güçlendiren stratejik bir değer olarak görüyoruz.

Önümüzdeki dönemde de sahip olduğumuz üretim kabiliyeti, mühendislik birikimi ve teknolojik yetkinliklerle İttifakın savunma kapasitesinin geliştirilmesine katkı sunmayı sürdüreceğiz.

İnanıyoruz ki geleceğin güvenlik ortamında dayanıklı ittifakların temelinde, güçlü savunma sanayii iş birlikleri yer alacak.

TÜRKİYE KATKISI

Avrupa’nın güvenlik ortamı son yıllarda önemli ölçüde değişti. Yaşanan gelişmeler savunma alanında daha güçlü daha dirençli ve daha sürdürülebilir bir kapasite oluşturulmasının önemini açıkça ortaya koydu. Bu doğrultuda geliştirilen girişimleri, Avrupa’nın güvenlik ve savunma alanındaki kabiliyetlerini güçlendirmeye yönelik doğal adımlar olarak değerlendiriyoruz.

Ancak günümüz güvenlik anlayışı, yalnızca daha fazla kaynak ayırmayı değil; bu kaynakların doğru ortaklıklar, güçlü savunma sanayi altyapıları ve tamamlayıcı kabiliyetlerle desteklenmesini de gerekli kılıyor. Güvenlik, dışlayıcı değil kapsayıcı bir yaklaşımla sağlandığında kalıcı ve etkili sonuçlar doğurur.

Bayraktar AKINCI TİHA

Türkiye, sahip olduğu gelişmiş savunma sanayii altyapısı, yüksek üretim kabiliyeti, NATO standartlarındaki ürünleri ve uluslararası iş birliği tecrübesiyle Avrupa güvenliğine önemli katkılar sunabilecek imkân ve kabiliyetlere sahiptir. Bugün birçok dost ve müttefik ülkeyle yürüttüğümüz ortak projeler, teknoloji paylaşımı ve savunma iş birlikleri bunun somut göstergeleridir.

Bu çerçevede Türkiye’nin Avrupa güvenliğine katkısı yalnızca savunma ürünleriyle sınırlı değildir. Sahip olduğumuz stratejik konum, güçlü askerî birikim, savunma sanayiindeki teknolojik yetkinlik ve NATO içerisindeki tecrübemiz birlikte değerlendirildiğinde, ülkemizin Avrupa güvenlik mimarisinin önemli paydaşlarından biri olduğu açıkça görülüyor. Bu anlayışla Türkiye, karşılıklı güvene dayalı, kapsayıcı ve sürdürülebilir iş birliklerini desteklemeye; Avrupa-Atlantik güvenliğine katkı sunmaya ve ortak güvenlik anlayışını güçlendirmeye bundan sonra da kararlılıkla devam edecek. 

NATO’NUN GELECEKTEKİ HAREKAT KONSEPTİ

Son yıllarda yaşanan çatışmalar, güvenlik ortamının ve harekât anlayışının önemli ölçüde değiştiğini açıkça ortaya koydu. Artık başarı; yalnızca platform üstünlüğüyle değil, farklı kuvvet unsurlarını aynı anda sevk ve idare edebilen, karar alma süreçlerini hızlandıran, yüksek durumsal farkındalık sağlayan ve teknolojiyi etkin şekilde kullanabilen kuvvet yapılarıyla mümkün oluyor.

nato

Bununla birlikte harbin karakteri değişse de temel prensipleri değişmiyor. Eğitimli personel, etkin liderlik, disiplin ve müşterek harekât anlayışı gelecekte de başarının vazgeçilmez unsurları olmaya devam edecek.

Bu çerçevede NATO’nun gelecekteki harekât konseptinin de çok alanlı harekât anlayışını daha da geliştiren; kara, deniz, hava, uzay ve siber alan kabiliyetlerini ortak bir komuta-kontrol mimarisi altında bütünleştiren, yapay zekâ destekli karar mekanizmalarını, elektronik harp yeteneklerini ve entegre hava-füze savunma sistemlerini etkin şekilde kullanan bir yapıya evrilmesi önem taşıyor. Değişen tehdit ortamı, müttefiklerin birlikte çalışabilirliğinin yanı sıra teknolojik uyum kabiliyetini de her zamankinden daha önemli hâle getiriyor.

Türkiye olarak biz de bu dönüşüm sürecine yalnızca uyum sağlayan değil, geliştirdiği kabiliyetlerle katkı sunan ülkeler arasında yer alıyoruz. Yerli ve millî savunma sanayiimizin ortaya koyduğu teknolojik yetkinlik sayesinde insansız sistemler, elektronik harp, katmanlı hava ve füze savunması, ağ destekli harekât altyapıları ve yapay zekâ destekli karar destek sistemleri gibi birçok kritik alanda önemli mesafeler kat ettik. Bu kabiliyetler, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin harekât etkinliğini artırırken aynı zamanda NATO’nun değişen güvenlik ihtiyaçlarına da katkı sunuyor.

TÜRKİYE’NİN STRATEJİK AVANTAJLARI

Türk savunma sanayiinin son yıllarda gösterdiği gelişimin en önemli özelliklerinden biri, ihtiyaç belirleyen ile çözüm üreten yapılar arasında kurulan güçlü ve dinamik iş birliğidir. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin farklı harekât sahalarında edindiği tecrübeler, geliştirilen sistemlerin tasarımından modernizasyonuna kadar bütün süreçlere doğrudan katkı sağlamaktadır. Böylece ortaya çıkan her yeni kabiliyet, yalnızca teknolojik bir ürün değil; sahada karşılığı olan bir çözüm niteliği taşıyor.

DENİZKURDU-II2025 Tatbikatı Gözlemci Günü

Bu model, ihtiyaçların doğru analiz edilmesini, karar süreçlerinin hızlanmasını ve değişen güvenlik şartlarına kısa sürede uyum sağlayabilen sistemlerin geliştirilmesini mümkün kılıyor. Kullanıcıdan gelen geri bildirimlerin tasarım ve üretim süreçlerine doğrudan yansıtılması, savunma sanayiimizin çevikliğini artırırken, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin harekât etkinliğini de sürekli geliştiriyor.

Hiç şüphesiz bu yaklaşım, uluslararası alanda da Türkiye’ye önemli bir rekabet avantajı sağlıyor. Çünkü günümüzde başarı; yalnızca ileri teknoloji geliştirmekle değil, bu teknolojiyi hızla sahaya aktarabilmek, sürekli geliştirebilmek ve değişen ihtiyaçlara zamanında cevap verebilmekle ölçülüyor.

SAVUNMA SANAYİNDE KRİTİK EŞİK

Savunma sanayiinde gerçek başarı, yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılayan sistemler geliştirmek değil; geleceğin güvenlik ortamını doğru okuyarak yarının teknolojilerine bugünden yatırım yapabilmek. Bu anlayışla hedefimiz, belirli platformlarda başarı elde etmiş bir ülke olmanın ötesine geçerek; kritik teknolojileri geliştiren, bilgi üreten ve savunma alanındaki dönüşüme yön veren ülkeler arasında kalıcı bir yer edinmek.

Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya konulan güçlü vizyon ve Millî Teknoloji Hamlesi doğrultusunda savunma sanayiimiz, son yıllarda dünyanın dikkatle takip ettiği önemli bir başarı hikâyesi yazdı. Bugün ulaştığımız seviye; güçlü devlet iradesinin, uzun vadeli stratejik planlamanın, nitelikli insan kaynağının ve kamu-özel sektör iş birliğinin somut bir sonucudur.

roketsan erdoğan

Bu hedefe ulaşmanın temelinde güçlü bir araştırma-geliştirme altyapısı, yenilikçi düşünce kültürü ve sürdürülebilir bir teknoloji ekosistemi bulunuyor. Üniversitelerimiz, araştırma merkezlerimiz, savunma sanayiimiz ve kamu kurumlarımız arasında oluşturulan güçlü iş birliği, geleceğin teknolojilerini geliştirme sürecimizin en önemli dayanaklarından biridir.

Önümüzdeki dönemde yapay zekâ, kuantum teknolojileri, uzay sistemleri, ileri malzeme teknolojileri, yüksek işlem gücüne sahip yazılım altyapıları, siber güvenlik ve otonom sistemler gibi alanlar, savunma teknolojilerinin gelişiminde belirleyici olacak. Türkiye, bu kritik teknolojilere yönelik yatırımlarını kararlılıkla sürdürerek yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılayan değil; küresel ölçekte rekabet gücü yüksek, yenilikçi çözümler geliştiren öncü ülkeler arasında yer almayı hedefliyor.

Ancak bizim için savunma sanayiindeki başarı, yalnızca teknolojik üstünlük veya ekonomik kazanımla ölçülen bir hedef değildir. Güçlü bir savunma sanayii; etkin caydırıcılığın, millî güvenliğin ve stratejik bağımsızlığın en önemli teminatlarından biri olduğu kadar, aynı zamanda barış ve istikrarın korunmasına da katkı sağlayan önemli bir güvenlik unsurudur.

Yaşar-Güler-NATO-2

Sayın Cumhurbaşkanımızın lider diplomasisiyle uyum içinde Türkiye; güvenlik üreten, krizlerin çözümüne katkı sunan, bölgesel ve küresel barışı destekleyen sorumlu bir ülke olarak hareket etmektedir.

Biz de Millî Savunma Bakanlığı olarak, güçlü Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ve yüksek teknolojiye dayalı savunma sanayiimizle bu vizyonu desteklemeye; yalnızca ülkemizin değil, dost ve müttefik ülkelerin güvenliğine, bölgesel istikrara ve uluslararası barışa katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.”


Kaynak: SavunmaSanayiST.com

savunmasanayist-banner   arca savunma
Başa dön tuşu