Bir Haftada Dört Hamle: Türkiye’nin Askeri Diplomasisi Aynı Anda Kaç Cepheden Yürüyor?

NATO’nun Ankara Zirvesi, İttifak’ın geleceği açısından hayati öneme sahip “devam kararına” ev sahipliği yaparak dünya askeri diplomasi tarihine adını altın harflerle yazdırdı.

Ankara Zirvesi’nin hemen ardından Milli Savunma Bakanlığı’nın gerçekleştirdiği uluslararası temaslar, Türk savunma ve güvenlik bürokrasisinin küresel etki alanını bir kez daha gözler önüne serdi. Somali’den Mısır’a, Pakistan’dan Suriye’ye — bu dört temas, hem eşzamanlılıkları hem de her birinin taşıdığı özgül anlam bakımından tek tek incelenmeyi hak ediyor.

STM Banner

Bu dikkat çekici temasları ve önemlerini şu şekilde derleyelim:

  • Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, 10 Temmuz’da Somali’ye resmi ziyaret gerçekleştirdi. Somali Türk Görev Kuvveti Komutanlığı tarafından eğitilen Somalili subay ile astsubayların Anadolu Kışlası’ndaki mezuniyet törenine katıldı.

Metin-Gürak-Somali

→ Türkiye, Somali’nin güvenliğinde figüran değil; doğrudan sahada olan bir aktör. F-16 savaş uçaklarından T129 ATAK taarruz helikopterlerine, askeri eğitimden deniz güvenliğine kadar çok geniş bir alanda savunma ve güvenlik iş birliği mevcut. Öte yandan Somali Türk Görev Gücü ile birlikte hareket eden enerji filosu ile Somali’ye “Kazan-Kazan” temelinde enerji ve ekonomik iş birliği kanalları açılmış durumda. Türk Silahlı Kuvvetleri, Havarij terör örgütüne karşı olarak Somali Ordusu’na bilfiil sahada destek sağlıyor. Elbette ki de facto devlet Somaliland’ı destekleyen bazı ülkeler, bu iş birliğinden rahatsız…

  • 13 Temmuz’da Mısır Silahlı Kuvvetler Başkomutanı ve Savunma ve Askeri Üretim Bakanı Korgeneral Ashraf Salem Zaher, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in misafiri olarak Türkiye’yi ziyaret etti. İki Bakan, “Türkiye-Mısır Savunma İş Birliği Niyet Mektubu”nu imzaladı. Bakan Zaher, Savunma Sanayii Başkanlığı ile BAYKAR’ı da ziyaret etti.

Mısır Silahlı Kuvvetler Başkomutanı ve Savunma ve Askeri Üretim Bakanı Korgeneral Ashraf Salem Zaher

→ Bu ziyaretin Kahire-Ankara hattının ötesinde bir okunması var. İsrail-Yunanistan-GKRY hattına yakın basın, Bakan Zaher’in özellikle Türk savunma sanayii kuruluşlarına yaptığı ziyaretlere sert tepki gösterdi. Libya’nın yeniden inşasında tarihi bir sorumluluk üstlenen Türkiye’nin Mısır’la kurduğu bu yakınlaşma, Atina ve Tel Aviv’i rahatsız ediyor.

→ Yunanistan’ın Mısır’la imzaladığı Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Anlaşması’nın, Mısır lehine çok daha avantajlı bir versiyonunun bu kez Türkiye ile masaya gelme ihtimali, Atina’nın “tarihi rahatsızlığını” bir üst kademeye taşıyor. Haziran 2026’da iki ülke hava kuvvetlerinin karşılıklı icra ettiği tatbikatlarla zaten yeni bir boyut kazanan bu ilişki, önümüzdeki dönemde Mısır’a yönelik bir Türk savunma sanayii ürünün tedarik haberiyle yeni bir kilometre taşına ulaşabilir.

Pakistan Kara Kuvvetleri ve Savunma Kuvvetleri Komutanı Mareşal Syed Asim Munir

  • Pakistan Kara Kuvvetleri ve Savunma Kuvvetleri Komutanı Mareşal Syed Asim Munir, 14 Temmuz’da Türkiye’yi ziyaret ederek Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile görüştü, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve akabinde Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edildi.

→ Mareşal Munir, Pakistan bürokrasisinde – özellikle Mayıs 2025’te Hindistan’la yaşanan savaş sonrası – çok kritik bir konumda bulunuyor. Kendisini “normal bir” Genelkurmay Başkanı olarak görmek doğru olmaz. Zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafında da kabul edilmesi buna işaret ediyor. Pakistan devlet mekanizmasında Mareşal Munir’in makamı, oldukça üst konumda yer alıyor.

  • Yine 14 Temmuz’da Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, TCG İSTANBUL (F-515) – İlk Milli Firkateyn – ile birlikte Suriye’yi ziyaret etti. TCG HEYBELİADA – İlk Milli Korvet –, TCG GEMLİK, TCG BORA ve TCG TUFAN gemileri de ziyarete iştirak etti. TCG İSTANBUL, TCG BORA ve TCG TUFAN gemileri Lazkiye Limanı’na girerken; TCG HEYBELİADA ve TCG GEMLİK ise liman dışında karakol görevi icra etti.

TCG-İSTANBUL-Lazkiye

→ Suriye’ye yönelik bu ziyaret ile birlikte Türk Deniz Kuvvetleri’ne ait gemiler, 18 yılın ardından ilk kez Lazkiye Limanı’nı ziyaret gerçekleştirmiş oldu. Elbette bu ziyaretin karşılığı, sahadan daha çok masada yer buldu. Zaten amaçlanan da buydu. Esasında Suriye kıyılarına haritadan yakından bakınca, bu ziyaretin hangi ülkeler için ne anlam ifade ettiği daha iyi anlaşılıyor… 2012’de Akdeniz’de Türkiye’nin RF-4 uçağını düşüren Suriye’den, 2026’da Türkiye ile kayıtsız ve şartsız birlik halinde hareket eden Suriye’ye… Herhalde 2016’da Fırat Kalkanı Harekatı başladığında, bazılarımız işin bu noktaya geleceğine imkan vermiyordu. O zaman buna imkan verememek normaldi, halen konuya “Fransız” kalabilmek ise tuhaf…

* * * * * * * * * * * * * * * *

Sonuç: Tesadüf Değil; Devlet Anlayışı

Özetle bir hafta içinde dört ayrı coğrafyada, dört ayrı üst düzey temas gerçekleştirdi. Öncesinde zaten NATO Ankara Zirvesi vardı. Somali’de sahada kalıcılık, Mısır’da yeniden ısınan bir ittifak, Pakistan’da stratejik derinliği olan bir dostluk, Suriye’de ise on sekiz yıllık bir kapanmanın sonu…

Bu dört hamleyi birbirinden bağımsız, rutin protokol ziyaretleri olarak okumak, tablonun bütününü kaçırmak olur. Aksine bu, NATO Ankara Zirvesi’nin hemen ardından gelen ve tesadüfe bırakılmamış bir zamanlamayla sahnelenen; Türkiye’nin Afrika Boynuzu’ndan Doğu Akdeniz’e, Güney Asya’dan Levant’a kadar uzanan bir hatta eş zamanlı olarak var olabildiğini gösteren bir doktrinin yansıması.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in 2023 yılında zikrettiği “Önümüzdeki dönemde Türkiye ile beraber olanlar kazanacak.” cümlesindeki “önümüzdeki dönem”, çok da uzakta değilmiş anlaşılan…

Peki, “Afrika Boynuzu, Doğu akdeniz, Güney Asya ve Levant” dışındaki bölgelerde kalan ve güvenlik ihtiyaçları artarak devam eden dostlarımız ne zaman Türkiye ile beraber yol yürüyecek? Yürüyecekler mi? Göreceğiz…

Anıl ŞAHİN

Anıl ŞAHİN

[email protected]

Kaynak: SavunmaSanayiST.com

savunmasanayist-banner   arca savunma
Başa dön tuşu