
ABD merkezli Radia ile İtalya ortaklığında geliştirilen WindRunner, dünyanın en büyük stratejik nakliye uçağı olma hedefiyle tanıtıldı. Yeni platform, özellikle F-35, F-16, CH-47 Chinook ve Patriot hava savunma sistemi gibi büyük askeri platformları sökülmeden taşıyabilecek şekilde tasarlanıyor.
ABD Hava Kuvvetleri’nin stratejik nakliye filosunun bel kemiğini oluşturan C-5M Galaxy uçakları uzun yıllardır hizmet veriyor. Daha modern C-17 Globemaster III filosunun üretiminin sona ermesi ve artan küresel operasyon ihtiyaçları ise yeni nesil bir stratejik nakliye platformuna olan ihtiyacı artırıyor.
Radia, bu ihtiyaca yanıt vermek amacıyla geliştirdiği WindRunner ile mevcut askeri nakliye uçaklarından farklı bir konsept ortaya koyuyor.

Şirkete göre günümüz askeri hava taşımacılığındaki en büyük sorun artık taşıma kapasitesi değil, kargo hacmi olarak değerlendiriliyor.
Yeni nesil savaş uçakları, radar sistemleri, uydu haberleşme ekipmanları ve füze sistemleri mevcut nakliye uçaklarının ağırlık limitinden önce hacim sınırına ulaşıyor.
WindRunner bu soruna devasa gövde hacmiyle çözüm sunmayı hedefliyor.
Şirketin verilerine göre WindRunner’ın kargo hacmi; C-5 Galaxy‘nin yaklaşık 7 katı, C-17 Globemaster III’ün yaklaşık 12 katı ve A400M Atlas‘ın ise yaklaşık 20 katı olacak.
Yaklaşık 6 bin 800 metreküplük iç hacmiyle platformun bugüne kadar geliştirilen en büyük hava taşıma platformlarından biri olması hedefleniyor.

4 F-35 veya 6 Chinook Tek Sortide
WindRunner’ın; 109 metre uzunluğa, 80 metre kanat açıklığına ve 72,6 ton azami taşıma kapasitesine sahip olması planlanıyor.
Platform, kanatları sökülmeden 4 adet F-35 veya F-16 savaş uçağını, tek uçuşta ise 6 adet CH-47 Chinook ağır nakliye helikopterini taşıyabilecek.
Ayrıca Patriot hava savunma sistemi lançerleri, radar sistemleri, uydu haberleşme ekipmanları ve farklı büyük askeri platformlar da Roll-on/Roll-off yöntemiyle ilave hazırlık gerektirmeden uçağa yüklenebilecek.
Asfalt Olmayan Pistlerden Operasyon
WindRunner’ın en dikkat çekici özelliklerinden biri de pist kabiliyeti.

Platformun, 72,6 ton yükle birlikte en az 1.800 metre uzunluğundaki stabilize edilmemiş (asfalt olmayan) pistlerden kalkış ve iniş yapabilmesi hedefleniyor.
Bu kabiliyet sayesinde ileri üs bölgeleri, altyapısı sınırlı havaalanları ve afet bölgelerinde operasyonel esnekliğin artırılması amaçlanıyor.
Askeri ve Sivil Görevler İçin Tasarlandı
WindRunner yalnızca askeri görevlerde kullanılmayacak.
Platform; 105 metre uzunluğa kadar rüzgar türbini kanatlarını, büyük sanayi ekipmanlarını, yolcu uçaklarının gövde parçalarını ve insani yardım malzemelerini tek parça halinde taşıyabilecek.
Şirket, platformun ticari lojistikten afet yardım operasyonlarına kadar geniş bir kullanım alanına sahip olmasını hedefliyor.

Mevcut Platformlardan Daha Verimli Olması Hedefleniyor
Radia, WindRunner’ın daha büyük iç hacmi sayesinde aynı görevi daha az sortiyle tamamlayabileceğini belirtiyor.
Şirkete göre platform; daha kısa sürede görev icra edebilecek, daha düşük işletme maliyeti sunabilecek ve daha az toplam uçuş saatiyle aynı miktarda yükü taşıyabilecek.
Bu yaklaşımın özellikle büyük ölçekli askeri sevkiyatlarda önemli avantaj sağlaması hedefleniyor.

Radia, ticari havacılık sertifikasyon yaklaşımıyla geliştirdiği WindRunner’ın ilk uçuşunu 2030 yılında gerçekleştirerek platformu klasik savunma projelerine kıyasla daha kısa sürede hizmete almayı hedefliyor.
Kaynak: SavunmaSanayiST.com


