Türkiye F-35’e Dönüyor mu?

SavunmaSanayiST.com Genel Yayın Yönetmeni Anıl Şahin, Farnborough Uluslararası Havacılık Fuarı’nda ABD Hava Kuvvetlerine ait bir F-35A’nın yanında Türkiye’nin programa dönüş ihtimalini değerlendirdi. Şahin, sürecin olumlu sonuçlanması hâlinde hazır uçakların tesliminden Türk şirketlerinin üretim ve mühimmat tedarikine dönüşüne uzanan dört aşamalı bir senaryonun gündeme gelebileceğini aktardı.

F-35 savaş uçağı, farklı kuvvetlerin ihtiyaçları doğrultusunda üç ana konfigürasyonda geliştirildi. Türkiye’nin program kapsamında tedarik etmeyi planladığı F-35A, konvansiyonel pistlerden iniş ve kalkış yapabilen Hava Kuvvetleri konfigürasyonu olarak öne çıkıyor.

STM Banner

Türkiye’nin F-35 programına dönüşü, ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO temasları sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yaptığı açıklamalarla yeniden tartışılmaya başlandı.

Trump’ın Türkiye’ye uygulanan CAATSA yaptırımları ile F-35 konusundaki kısıtlamaların kaldırılabileceğine yönelik mesajları, iki ülkenin savunma sanayii çevrelerinde geniş yankı uyandırdı.

Türkiye’nin programdan çıkarılmasının ardından yalnızca uçakların teslimatı durdurulmadı. F-35’in üretim sürecinde görev alan Türk savunma sanayii şirketlerinin iş payları da sonlandırıldı. Bu şirketlerin üretim zincirinden çıkarılması, alternatif tedarikçilerin belirlenmesi ve üretim kabiliyetlerinin yeniden oluşturulması sürecinde çeşitli zorluklara yol açtı.

Ankara ile Washington arasında yürütülen görüşmeler, Türkiye için üretilen F-35A’ların teslim edilmesi, yeni uçak siparişlerinin yeniden devreye alınması ve Türk şirketlerinin F-35 üretim zincirine dönmesi olmak üzere üç temel başlığa odaklanıyor.

F-35/Türkiye
F-35/Türkiye

Bununla birlikte müzakerelerin kısa sürede sonuçlanmasının beklenmemesi gerektiği belirtiliyor.

İlk aşamada 30 ila 40 uçaklık tedarik

Türkiye, F-35 programından çıkarılmadan önce toplam 100 F-35A tedarik etmeyi planlıyordu. İlk etapta 30 ila 40 uçaklık bir tedarik seçeneğinin yeniden gündemde olduğu ifade ediliyor.

Türkiye için daha önce üretilen uçakların teslim edilmesi ise sürecin en kritik başlıklarından birini oluşturuyor. Altı F-35A’nın Türkiye için üretildiği biliniyor.

Uçakların Türkiye’ye teslim edilmemesine rağmen ABD Hava Kuvvetlerine de devredilmediği ve hangarda tutulduğu belirtiliyor.

F-35

S-400 konusu belirleyici olmayı sürdürüyor

Türkiye’nin F-35 programına dönüşünün önündeki en önemli siyasi engel, Rusya’dan tedarik edilen S-400 hava savunma sistemi olmaya devam ediyor.

S-400’lerin Rusya’nın onayıyla üçüncü bir ülkeye gönderilmesi gibi bir çözümün hayata geçirilmesi hâlinde CAATSA yaptırımları ve F-35 sürecinin hızlanabileceği değerlendiriliyor. Ancak bu konuda taraflarca açıklanmış kesin bir anlaşma bulunmuyor.

S-400’lerin teknik açıdan F-35 için doğrudan tehdit oluşturup oluşturmadığına ilişkin tartışmalar sürse de mesele artık teknik boyutun ötesinde siyasi bir başlığa dönüşmüş durumda.

Türkiye'ye ait S-400 Hava Savunma Sistemi
Türkiye’ye ait S-400 Hava Savunma Sistemi

Yunanistan’ın elindeki S-300 sistemlerine rağmen F-35 tedarik sürecini sürdürebilmesi de Türkiye’ye uygulanan yaklaşımın yalnızca teknik gerekçelerle açıklanamayacağı yönündeki değerlendirmelerde örnek olarak gösteriliyor.

F-35, KAAN için tecrübe sağlayabilir

Türkiye bir taraftan Bayraktar KIZILELMA ve ANKA III gibi insansız savaş uçağı projelerini, diğer taraftan millî muharip uçak KAAN’ın geliştirme faaliyetlerini sürdürüyor. Bu nedenle F-35’in Türkiye için hâlâ gerekli olup olmadığı da tartışılıyor.

Buna karşın F-35’in, KAAN hizmete girmeden önce Türk Hava Kuvvetlerine beşinci nesil savaş uçağı işletme tecrübesi kazandırabileceği değerlendiriliyor.

F-35’in kullanılmasıyla elde edilecek operasyonel deneyimin; düşük görünürlüklü uçakların bakım ve idamesi, görev planlama süreçleri, sensör füzyonu ve ağ merkezli harekât gibi alanlarda KAAN’a katkı sağlayabileceği belirtiliyor.

Bu kapsamda F-35’in KAAN’a rakip bir platformdan ziyade, Türk Hava Kuvvetleri’ni KAAN dönemine hazırlayabilecek bir geçiş unsuru olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Türk şirketlerinin üretim zincirindeki rolü

Türkiye, F-35 programındaki ortaklık sürecinde uçağın çok sayıda kritik parçasının üretiminde görev alıyordu. TUSAŞ, F-35’in orta gövdesini üretirken Türk şirketleri iniş takımı, motor ve çeşitli yapısal bileşenlerde önemli iş paylarına sahipti.

F-35/Türkiye
F-35/Türkiye

Türkiye’nin programdan çıkarılmasıyla Türk şirketlerinin milyarlarca dolarlık potansiyel üretim hacminden mahrum kaldığı, ABD tarafının ise alternatif tedarik zinciri oluşturmakta zorlandığı belirtiliyor.

Aradan geçen yaklaşık sekiz yıllık süreye rağmen Türk şirketlerinin üstlendiği üretimin tamamının aynı verimlilikle ikame edilemediği değerlendiriliyor. Bunun F-35 üretim ve teslimat takviminde yaşanan sorunlara etki eden unsurlardan biri olduğu ifade ediliyor.

Bununla birlikte F-35 programındaki mevcut gecikmeler yalnızca yapısal parça üretiminden kaynaklanmıyor. Block 4 modernizasyonu, yeni aviyonik sistemler, soğutma kapasitesi ve tedarikçilerin teslimat takvimleri de programın karşılaştığı temel sorunlar arasında bulunuyor.

SOM-J yeniden F-35 gündemine gelebilir

Türkiye, programdan çıkarılmadan önce F-35’in yalnızca üreticisi ve kullanıcısı değil, aynı zamanda mühimmat tedarikçisi olmayı da hedefliyordu.

som-j

ROKETSAN ile Lockheed Martin, SOM-J seyir füzesinin F-35’in dâhilî silah istasyonlarında kullanılabilmesi için entegrasyon çalışmaları yürütüyordu. Türkiye’nin programdan çıkarılmasıyla SOM-J’nin entegrasyon süreci dururken Norveç merkezli Kongsberg tarafından geliştirilen JSM projesi devam etti.

SOM-J’nin KAAN’a uyarlanmasına yönelik çalışmalar daha sonra tasarım değişiklikleriyle sürdürülerek SOM-M versiyonuna dönüştürüldü. Bununla birlikte SOM-J’nin F-35’in dâhilî istasyonlarında taşınabilecek yapısını koruduğu ve JSM’e kıyasla daha uzun menzil sunduğu ifade ediliyor.

Türkiye’nin programa dönmesi durumunda SOM-J veya bu füzenin geliştirilmiş bir türevinin yeniden F-35 için gündeme gelmesi ihtimaller arasında gösteriliyor. Böyle bir senaryoda Türkiye, yalnızca kendi F-35 filosuna değil, programdaki diğer kullanıcılara da mühimmat sağlayabilir.

SOM-J

En kapsamlı senaryoda dört aşamalı dönüş

Türkiye ile ABD arasındaki görüşmelerin olumlu sonuçlanması hâlinde Türkiye’nin F-35 programına dönüşü için dört aşama bulunuyor.

Bu kapsamda Türkiye için üretilerek hangara çekilen uçakların teslim edilmesi, yeni F-35A siparişlerinin üretim ve teslimat sürecinin başlatılması, Türk savunma sanayii şirketlerinin programa ortak üretici olarak dönmesi ve Türkiye’nin F-35 kullanıcılarına mühimmat tedarik etmesi öngörülüyor.

Artan maliyetler planı bozdu: İsviçre F-35A sayısını düşürüyor

Henüz bu başlıkların tamamı üzerinde varılmış resmi bir anlaşma bulunmuyor. Ancak hem Trump yönetiminde hem Türk hükümeti ve savunma sanayii çevrelerinde, en az 30 ila 40 F-35A’nın Türk Hava Kuvvetlerine kazandırılmasına yönelik beklentilerin güçlendiği değerlendiriliyor.


Kaynak: SavunmaSanayiST.com

savunmasanayist-banner   arca savunma
Başa dön tuşu