ABD Başkanı Biden’ın Asya-Pasifik’teki İlk 365 Gününe Bakış

Roketsan banner

ABD Başkanı Joe Biden, göreve gelişinin ardından ilk yılını geride bıraktı. Biden yönetiminin, bu süre zarfında uyguladığı güvenlik politikaları, oldukça dikkat çekti. Bu içerikte, bu politikaları inceleyeceğiz.

Göreve gelmesinin üzerinden geçen 365 günde, Biden yönetiminin dünyanın diğer köşelerinde attığı adımlardan çok, “Özgür ve Açık Hint-Pasifik” söylemi paralelinde Asya-Pasifik’de uyguladığı politikalarla dikkatleri topladı. Bu kapsamda ABD’nin uyguladığı Çin’i çevreleme stratejisi; müttefiklerin konumunu sağlamlaştırma, yeni askeri ittifaklar yoluyla olası boşlukları doldurma ve ekonomik fırsatlar arayarak Çin’in bölgedeki ağırlığını hafifletme şeklinde ilerledi.

Bu politika paralelinde ilk üst düzey diplomatik ziyaretlerini bölgeye gerçekleştiren ABD yönetimi, Savunma Bakanı Lloyd Austin ile Hindistan, Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Güney Kore ve Japonya ziyaretlerini gerçekleştirerek 2011 yılında başlatılan “Asia-Pivot” politikasının hala tedavülde olduğunu hissettirmiş oldu. Bu kapsamda Mart ayında gerçekleştirilen QUAD toplantısı, ABD’nin Asya-Pasifik politikalarında birlikte yürüyeceği başat üç aktöre işaret ediyordu: Hindistan, Japonya ve Avustralya. Şüphesiz ki burada en ses getiren adım, Güney Çin Denizi’nde gerçekleştirilen FONOP operasyonlarına verdiği destek sebebiyle Çin’in sert yaptırımlarına maruz kalan Avustralya’nın, AUKUS ile ABD tarafından nükleer denizaltı teknolojisiyle ödüllendirilmesi oldu.

Hindistan cephesinde sürdürülen 2+2 diyalogu ve yıl içindeki diplomatik ve askeri gelişmeler, Rusya-Hindistan ilişkileri etmenine rağmen ekim ayında ABD, Japonya, Avustralya ve Hindistan donanmalarının katılımlıyla gerçekleştirilen “Malabar 2021” tatbikatı ile pekiştirilirken, bu yılın başında imzalanacağı duyurulan 10 milyar dolarlık askeri donanım anlaşmasıyla ABD’nin Hint-Pasifik stratejinin yıldız oyuncularından birini boş bırakmayacağını hissettirmiş oldu.

BrahMos Gemisavar Füzesi
BrahMos Gemisavar Füzesi

Diğer taraftan, 2022 başında Filipinler’in Hindistan yapımı gemisavar füzesi olan BrahMos füzesini satın alması, Japonya ve Avustralya’nın imzaladığı karşılıklı erişim antlaşması (ki bu antlaşma Japonya’nın ABD dışında bir ülkeyle imzaladığı ilk askeri antlaşmadır.) ve ABD kongresinden geçen Tayvan’a yönelik yüksek bütçeli askeri satış planlamaları, ABD’nin Asya-Pasifik’de hedeflediği bölgesel askeri ittifak şemsiyesinin ana hatlarının oluşmaya başladığının kanıtı niteliğinde olan gelişmelerdi.

Asya-Pasifik’te geçici değil yerleşik bir güç olduğunu, Guam kadar batıda ikamet ettiğini vurgulayarak sürdüren Biden yönetimi, bu bölgenin en eski askeri ittifak antlaşmasına sahip olmasına rağmen Duterte yönetiminin iniş çıkışlı politikalarında kopma noktasına gelen Filipinler-ABD ilişkilerini ziyaretçi kuvvetler antlaşmasını yenileyerek net bir düzleme oturttu.

ASEAN ile gerçekleştirilen çevrimiçi zirvelere yapılan üst düzey katılımlar, Güneydoğu Asya ülkelerinin Trump döneminde kırılan gönlünü alırken, Aralık ayında gerçekleştirilen demokrasi zirvesine yalnızca Endonezya, Malezya ve Filipinler’in davet edilmesi, Myanmar’daki darbeye verilen ABD yanıtı ve ASEAN ülkelerinin AUKUS sebebiyle bölgenin militarize edildiğine dair eleştirileri ASEAN ülkeleri düzleminde daha fazla efora ihtiyaç duyulduğunu ve ABD’nin ASEAN’ı henüz dış politikasının odak noktası olarak belirlemediğinin kanıtı niteliğindeydi.

NATO

Biden yönetiminin ilk yılı için kullanılabilecek bir diğer tanım Tayvan’ın parladığı yıl olabilir. ABD’nin Hint-Pasifik stratejisi paralelinde stratejik konumu ve yönetimsel yapısı sebebiyle anahtar bir oyuncu olarak konumlandırılan Tayvan, Biden yönetiminin AB ülkeleri ile onardığı ilişkiler paketinde Çin yükselişini dizginlemek ve demokratik değerlere sahip duruşuyla diğer bölge ülkelerine örnek olabilecek bir aktör olarak oldukça önem taşımaktaydı.

Nitekim Covid-19 sürecinde Pfizer firmasından almak istedikleri aşının Çin ambargosuna tabi tutulması paralelinde Japonya ve ABD’den yüksek miktarda doz aşı bağışı ile başlayan, Tayvan’ın DSÖ ve BM’de temsiliyetine yönelik oluşturulan kampanyanlarla devam eden Tayvan’ın uluslararası toplumla yeniden kaynaştırılması süreci, Haziran ayında gerçekleştirilen NATO zirvesinin ardından ABD’nin eşgüdümünde AB ülkelerinin Tayvan’a kapalı olan kapılarını aralamalarıyla devam etti.

Baltık ülkelerinin atılganlığıyla sürdürülen süreç, Çek Cumhuriyeti’nden bir heyetin Tayvan’a gitmesiyle başlayan, AB parlamentosunun Tayvan ziyaretiyle devam eden ve Litvanya’nın Vilnius’ta Tayvan Diplomatik Temsilciliği açmasıyla neticelenen bir dizi diplomatik ve ticari ilişkiler sürecini başlatmış oldu.

T-129 ATAK Taarruz Helikopteri
T-129 ATAK Taarruz Helikopteri

Netice olarak, Biden yönetiminin ilk yılı Asya-Pasifik için güvenlik odaklı adımların atıldığı, bölge ülkelerinin Çin Halk Cumhuriyeti’ne olan bağımlılığının azaltılması yönünde politikaların arandığı, bölgede oluşturulan müttefiklik şemsiyesinin zedelenmemesi uğruna Pakistan’ın Türkiye’den satın alacağı ATAK helikopteri örneğinde olduğu gibi diğer bölgelerdeki müttefiklik bağlarının zedelenmesinin göze alındığı, Ocak ayında yayınlanan Güney Çin Denizi raporu ve BM’de ABD tarafından gerçekleştirilen sunumlarda sıklıkla belirtildiği gibi uluslararası hukuk ve demokrasi değerlerine hassasiyetle atıf yapıldığı, bölgenin en büyük ekonomik örgütlenmesi olan RCEP’e alternatiflerin arandığı, Hint-Pasifik Stratejisinin vurgulandığı ancak bir politika belgesi olarak henüz sunulamadığı bir yıl olmuştur.


Diren DOĞAN

Akademisyen
[email protected]


Kaynak: SavunmaSanayiST.com

Meteksan Banner   Tualcom Banner
Başa dön tuşu