NATO’nun Türkiye’ye Yönelik Savunma Ambargosu ve Karadeniz

Roketsan banner

Karadeniz’de gerilimin tırmandığı bir dönemde NATO’nun bölgedeki en kritik müttefiki Türkiye. Ancak NATO üyesi ülkelerin müttefikleri Türkiye’ye yönelik uyguladığı ambargolar da oldukça dikkat çekmekte.

Rusya Federasyonu ile Ukrayna arasında 2008 yılında başlayan kriz, 2014 yılında Kırım’ın ilhakı ile doruk noktasına ulaşmıştı. 21 Şubat 2022 tarihinde Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, yaptığı ulusa sesleniş konuşması ile Ukrayna’da bulunan ve ayrılıkçı güçlerin kontrolü altındaki Donetsk ve Luhansk’ı tanıma kararı aldıklarını bildirdi.

Putin’in konuşmasındaki “Geçmişte 18. yüzyılda Karadeniz kıyıları Türkiye ve Osmanlı’ya mücadele alanı olarak kullanılmıştı. Şimdi bu ismi yok etmek istiyorlar. Ünlü komutanların çalışmalarını yok etmek istiyorlar. Karadeniz’e erişimimizi yok etmek istiyorlar. Geçmişte zaten oluşturulan bir yapı vardı” ifadesi de oldukça dikkat çekti.

Karadeniz’deki mevcut durum, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği (SSCB)’nin yıkılmasından ardından Rusya Federasyonu’nun NATO’ya karşı verdiği en sert yanıtlardan birisi olma niteliğini taşıyor. NATO’nun genişleme faaliyetlerine karşılık olarak Rusya Federasyonu’nun diğer bir sert yanıtı da hatırlanacağı üzere 2008 yılındaki Güney Osetya Savaşı olmuştu. Ukrayna ile Rusya Federasyonu arasındaki gerilimin nasıl sonuçlanacağı bilinmezliğini korurken, Karadeniz’deki Rus caydırıcılığı NATO’nun en önemli konusu.

Karadeniz’deki Rus A2/AD Hakimiyeti

Geçtiğimiz hafta yayınlanan “Kırım’ın İlhakı Sonrası Karadeniz’deki Rus Caydırıcılığı” adlı yazıda da belirttiğimiz üzere Rusya Federasyonu, Karadeniz’de ciddi bir caydırıcı güce sahip. Karadeniz Filosu aracılığıyla bu gücü uzun süredir elinde bulunduran Rusya Federasyonu, Karadeniz’in ilhakıyla birlikte gücünün doruk noktasına ulaştı diyebiliriz. Bölgede bulunan erken ihbar radarları, hava savunma füze sistemleri ve kıyı savunma sistemleri sayesinde Rusya Federasyonu, Karadeniz’in tamamına hakim durumda. Karadeniz bölgesindeki bütün hava ve deniz platformları, Rus radarları tarafından tespit ediliyor ve gerçek zamanlı olarak takibe alınabiliyor. Yani deyim yerindeyse Rusya, bölgede ‘kuş uçurtmuyor”.

Kalibr
Karadeniz’de konuşlu savaş gemilerinden atılacak 2000km menzilli Kalibr füzelerinin, ulaşabileceği bölgeler.

Kırım’daki sabit sistemlere ilaveten Rus Karadeniz Filosu da hesaba katıldığında, işler çok daha ciddi boyuta ulaşıyor. Bölgedeki birçok Rus savaş gemisi, 2000+ kilometre menzil ve nükleer harp başlığı kapasitesi bulunan Kalibr Seyir Füzesi atım kabiliyetine sahip. 2000 kilometrenin ne demek olduğu, yukarıdaki tablodan daha rahat bir şekilde anlaşılabilir. Rusya’nın balistik füze gücü hesaba katılmadan bile Karadeniz’deki A2/AD (Anti Access – Area Denial / Girişi Engelleme – Bölgeden Men Etme) hakimiyetinin kimin elinde olduğu belli.

Peki Buna Karşılık NATO Ne Yapıyor?

Komik olacak ancak bu soruya,  “Türkiye’ye ambargo uyguluyor.” diye cevap versek yanlış olmaz sanırım… Bilindiği üzere NATO üyesi olup, Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelerin bölgede bulundurabileceği savaş gemisi sayısı anlaşmalar gereği oldukça kısıtlı. Rusya’nın Karadeniz Filosu ile boy ölçüşemeyecek kadar kısıtlı bir sayıdan bahsediyoruz.

Bu durumda NATO ve özellikle ABD için bölgede yegane 3 müttefik ülke ortaya çıkıyor; Türkiye, Bulgaristan ve Romanya. Tabii ki de bu ülkeler, Karadeniz’e kıyıları olan NATO üyesi ülkeler olmaları hasebiyle öne çıkıyorlar. Ancak Romanya ve Bulgaristan, oldukça kısıtlı deniz gücüne sahip ülkeler. Türkiye ise 16 adet firkateyni, 9 adet korveti, 19 adet hücumbotu, 16 adet karakol botu, 12 adet denizaltısı, 50’den fazla hava aracı (deniz karakol uçağı, helikopter ve SİHA) ve birçok çıkarma/destek gemisiyle bölgenin en güçlü donanmalarından birisi konumunda. Ayrıca Türkiye, milli savunma sanayii faaliyetleri ile her geçen gün envanterine yeni bir platform ve sistem katıyor.

S-4003

Yani özetle Türkiye, Karadeniz’de NATO’nun kilit unsuru diyebiliriz. Türkiye’nin Rusya Federasyonu’ndan S-400 Hava Savunma Füze Sistemi sebebiyle NATO’ya olan bağımlılığı zaman zaman bazı müttefikler tarafından sorgulansa da hatırlatmak gerek;

Türkiye, Ukrayna’nın savunma sanayiindeki kilit müttefiklerinin başında geliyor. Türkiye, Ukrayna’ya; MİLGEM Korvet, SİHA ile çok çeşitli savunma ve havacılık ürünleri tedarik ediyor.

Kırım’ın İlhakı ile ilgili olarak Türkiye, daima Ukrayna’nın yanında oldu. Türkiye, sürekli olarak Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savundu.

Türkiye, 2015 yılında Rusya’ya ait Su-24 tipi savaş uçağını düşürdü.

Rusya’nın Donetsk ve Luhansk’ı tanıma kararı, Türk Dışişleri tarafından direkt olarak reddedildi.

Rus Uçağı

Türkiye, NATO’nun ikinci büyük ordusudur. NATO’ya bağlılığını, sürekli olarak dile getirmiştir ve getirmektedir.

Bu liste, uzayıp gider. Yukarıdaki bahsi geçen olaylar içerisinde özellikle Rus uçağının düşürülmesi olayı tartışma konusu olsa da bu durum, NATO üyesi diğer devletler Rus uçaklarını önlemeye dahi çekinirken Türkiye’nin bir Rus uçağını düşürdüğü gerçeğini değiştirmemektedir.

Tüm bunlara karşılık ise başta ABD olmak üzere bazı NATO üyesi ülkeler, Karadeniz’deki kilit müttefikleri konumundaki Türkiye’ye yönelik uyguladıkları savunma ambargolarıyla Türkiye’nin askeri gücünü baskılama amacı içerisindedirler. Bu durum, NATO’nun kendi içerisindeki karmaşaya ve uluslararası arenadaki Türkiye düşmanlığına kanıt niteliğinedir.

NATO’nun Türkiye’ye Yönelik Ambargoları

NATO üyesi ülkeler tarafından Türkiye’ye uygulanan bazı örtülü ve açık ambargolar ise şunlardır:

ABD, Türkiye’nin milli imkanlarla geliştirdiği İSTİF Sınıfı Firkateynlerde kullanacağı Mk41 Dikey Atım Sistemi (VLS)’nin satışına onay vermemiştir. Bu sistemi, hava savunma füzelerinin atımını gerçekleştirdiği için kritik bir bileşendir. ABD’nin bu tutumu, NATO’nun Karadeniz’deki en büyük deniz gücüne sahip Türkiye’nin gücünün baskılanmasına hizmet etmektedir.

tcg-istanbul

ABD, Türkiye’nin milli imkanlarla geliştirdiği ADA Sınıfı Korvetler’de kullanacağı RAM Yakın Hava Savunma Füzesi’nin satışına onay vermemiştir. ADA Sınıfı Korvetler, asgari sayıda RAM mühimmatı yüklü bir şekilde seyre çıkmaktadır. ABD’nin bu tutumu, NATO’nun Karadeniz’deki en büyük deniz gücüne sahip Türkiye’nin gücünün baskılanmasına hizmet etmektedir.

→ ABD, S-400 Hava Savunma Füze Sistemi tedariki sebebiyle Türkiye’ye yönelik olarak F-35 Lightning II savaş uçağı ambargosu uygulamaktadır. Bunun yanında F-16 Blok 70 savaş uçağı tedariki talebi de halen net bir cevap bulmamıştır. ABD’nin bu tutumu, NATO’nun bölgenin en büyük hava güçlerinden birine sahip Türkiye’nin gücünün baskılanmasına hizmet etmektedir.

Kanada, Türkiye’nin insansız platformlarda kullandığı elektro-optik görüntüleme sistemlerine yönelik ambargo uygulamaktadır. Bunun gerekçesi olarak ise Türkiye’ye teslim ettiği sistemlerin, Karabağ Harekatı esnasında Azerbaycan Ordusu’nun kullanıma sunulmuş olması gösterilmektedir. Ancak Kanada, birçok farklı ürünle ilgili olarak da Türkiye’ye ambargo uygulmaktadır.

Altay Tankı
Altay Tankı

Almanya, Türkiye’nin milli imkanlarla geliştirdiği ALTAY Ana Muharebe Tankı’nın seri üretiminde kullanılacak motorların satışına yönelik ambargo uygulamaktadır. Ana muharebe tankı, Kara Kuvvetleri’nin yegane platformudur. Almanya’nın bu tutumu, NATO’nun en güçlü ikinci kara gücü konumundaki Türkiye’nin gücünün baskılanmasına hizmet etmektedir.

→ Gelişen ikili ilişkilere rağmen İtalya, Türkiye’nin tedarik etme amacı içerisinde olduğu bazı savunma ürünlerinin temininde zorluk çıkartmaktadır.

→ Fransa, Türkiye’ye yönelik birçok savunma ve havacılık alt sisteminin temininde ambargo uygulamaktadır.

Yukarıdaki bahsi geçen unsurlar, Türkiye’ye yönelik olarak NATO üyesi ülkeler tarafından uygulanan savunma ambargolarının bir kısmını oluşturmaktadır. Özellikle şu konjonktürde; NATO üyesi ülkelerin diplomatik sebeplerden Türkiye’ye yönelik ambargolarının ve Türkiye-Yunanistan arasında bir askeri denge oluşturma çalışmalarının, hangi sonuçları doğuracağı gerçekten merak konusu.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un ‘NATOnun beyin ölümü gerçekleşti‘ şeklindeki açıklaması, bu yazıyı yazarken kulağımda çınlıyor. Macron’un bu sözüne katılmamak ile birlikte bahsi geçen ülkelerin Türkiye’nin askeri gücünü baskılamaya yönelik çalışmalarını, uzun vadede ‘NATO’nun kendi ayağına sıkması’ olarak değerlendiriyorum. NATO’daki bu kafa karışıklığın sonuçlanacağı zamanı merakla bekliyorum.

NATO VJTF

Son olarak merak ettiğim bir diğer husus da şudur: ABD, bir süredir Avrupa’nın güvenliği için bölgeye askeri yığınak gerçekleştiriyor. Yarın bir gün bölgede bir gerilim yaşansa, ABD ve diğer NATO üyesi AB ülkeleri hangi ülkeden destek ister? Sahi ya geçtiğimiz yıl NATO’nun Çok Yüksek Hazırlık Seviyeli Müşterek Görev Kuvveti (VJTF – Very High Readiness Joint Task Force)’nin komutasını hangi ülke devralmıştı?

Anıl ŞAHİN

[email protected]

Kaynak: SavunmaSanayiST.com

Meteksan Banner   Tualcom Banner
Başa dön tuşu