Denizde Durumsal Farkındalık: Elektronik Destek Sistemi

Roketsan-ATMACA-Banner

2018 yılında Kore Cumhuriyeti Donanması’nın (ROKN) Great Gwanggaeto sınıfı destroyeri ile Japon Deniz Öz Savunma Kuvvetleri (JMSDF)’nin Kawasaki P-1 deniz devriye uçağı arasında yaşanan “taciz” olayı, Güney Kore ile Japonya arasında diplomatik soruna neden olmuştu. Olay, Japonya’nın Honshu Adası’ndaki Noto Yarımadası’nın doğusu açıklarında, uluslararası sularda meydana geldi.

Japonya Savunma Bakanlığı, deniz karakol uçağının aralıklarla ROKN savaş gemisinin Thales STIR-180 X-band (8.5 gigahertz/GHz-10.68 GHz) / K-band (24.05 GHz-24.25 GHz) atış kontrol radarı tarafından aydınlatıldığını ve ROKN’un eylemlerinin Denizdeki Plansız Karşılaşmalar (CUES) kodunu ihlal ettiğini iddia etti. CUES, yasal bir bağlayıcılığı olmasa da imza sahibi 21 ülke arasında meydana gelebilecek olası plansız karşılaşmaları önlemeye yönelik bir anlaşmadır. Seul ise Tokyo’nun iddialarına itiraz etti ve P-1 DK uçağının defalarca 500 feet (150 metre) irtifadan uçarak, problem yaşayan Kuzey Kore balıkçı teknesine yardım etmeye çalışan destroyerini taciz ettiğini ve CUES’i ihlal ettiğini iddia etti. Seul ayrıca, savaş gemisinin STIR-180 atış kontrol radarını değil, geminin Thales MW-08 C band (5.25 GHz ila 5.925 GHz) deniz gözetleme radarının kurtarmaya yardımcı olmak için kullanıldığını iddia etti.

Japonya Savunma Bakanlığı, 22 Aralık’ta kendilerinin karşılaşmaya ait elektromanyetik analiz sonuçlarını açıkladı. Açıklamada P-1 DK uçağındaki muhtemelen Mitsubishi HLR-109B ESM (Electronic Support Measure (ESM) / Elektronik Destek Önlemleri) sistemi, destroyerin STIR-180 AKR’nın radyo frekansı (RF) yayınını tespit ettiğini iddia etti.

Gwanggaeto-Destroyer
Japon Deniz Karakol Uçağından Güney Kore Destroyeri

Açık kaynaklarda HLR-109B ESM sistemi hakkında açık kaynaklarda çok bilgi bulunmamakla beraber sistemin çok gelişmiş sistemlerden biri olduğu söylenmekte. HLR-109B’nin uzun algılama aralıklarına sahip oldukça hassas bir sistem olduğu, çalışma aralığının 500 Mhz’den 18Ghz’e ve muhtemelen 40Ghz’e kadar dalga bandını kapsadığı tahmin ediliyor. Bu sayede çok çeşitli yer tabanlı hava ve deniz gözetimi ve atış kontrol radarları ile Aktif Radar Güdümlü (ARH) füzeler üzerinde elektronik istihbarat (ELINT) toplayabilecektir.

Ayrıca HLR-109B’nin farklı frekans bandı kullanan hava arama radarı olan MW-08 ile atış kontrol radarı olan STIR-180’i birbirinden ayırabileceği değerlendirilmektedir.

HLR-109B
HLR-109B

Bu yaşanan olay, deniz alanındaki elektromanyetik durumsal farkındalığın önemini göstermektedir. Son yıllarda Asya-Pasifik’te bir radarla bir başkasının platformunu aydınlatma “radar kilidi” olayları çeşitli vesilelerle meydana geldi. Bu son olayın altını çizdiği gibi, niyetlerin yanlış yorumlanabileceği bu tür davranışlar tehlikeli gerginliklerin ortaya çıkmasına sebep olabilir.

Japonya ile Güney Kore arasında yaşanan olayın gerçekliği ne olursa olsun, her iki tarafın da sakin kalması ve ateş açılmaması önemliydi. Bununla birlikte, Çin Halk Cumhuriyeti’nin ve diğer bazı ülkelerin deniz ve toprak iddialarını sürdürdüğü Doğu ve Güney Çin Denizleri gibi gergin bölgelerde, gelecekte benzer bir olayın hızla büyüyen bölgesel bir çatışmayı tetikleyebileceği endişesi vardır.

Örneğin, Çin Halk Kurtuluş Ordusu Donanması (PLAN) yetkilileri, 2013 yılında fırkateynlerinden birinin radarının, Doğu Çin Denizi’ndeki tartışmalı Senkaku/Diaoyu adalarının 70 deniz mili (130 km) kuzeyindeki bir Japon destroyerine kilitlendiğini itiraf etti.

Durumsal Farkındalık

Bir geminin bir radar tarafından aydınlatılıp aydınlatılmadığını ve eğer öyleyse, hangi radarın bunu yaptığını tespit etmek durumsal farkındalığı yükseltir. Bir savaş gemisinde, geminin radar tarafından tespit edilip edilmediğini belirleme, ilgili radar türü ve yerini belirleme işlemleri için Elektronik Destek Sistemi (ESM) kullanılır.

Deniz alanında bir EDS’nin temel görevleri; deniz gözetimi, navigasyon, atış kontrolü, hava trafik kontrolü, hava ve füze arayıcı radarlarından kaynaklanan RF emisyonlarını yakalamak ve analiz etmektir. Bir EDS özünde, içinde donanma tarafından ve/veya belirli bir ülkenin silahlı kuvvetleri tarafından birkaç yıl boyunca toplanan sinyal kütüphanesi bulunan ve bu kütüphanede yüklü sinyalleri kullanarak analiz yapan bir bilgisayardır. Bilgisayar, tespit edilen sinyalin özelliklerini, radarın türünü ve ilettiği dalga formlarını tanımlamak için kütüphanesinde yüklü olanlarla eşleştirmeye çalışır.

Ortalama EDS kütüphanesi birkaç bin kayıt içerebilir ve yeni radar sistemleri veya dalga formları tespit edildiğinde, yeni kayıtlarla sürekli olarak güncellenebilir. Benzer şekilde, tanımlanamayan iletim daha sonra analiz için kütüphanede saklanabilir.

Basitçe söylemek gerekirse, ELINT (sinyal istihbaratı) üç aşamadan oluşur:

  • Ortamdaki sinyallerin toplanması/yakalanması.
  • Toplanan sinyallerin analiz edilmesi.
  • Sinyal kaynağının tanımlanması.

EDS, radar tipi ve yönü hakkında bilgi verebilirken, bir savaş gemisinin hedefin yerini belirlemek için ana gözetim radarı gibi diğer sensörleri de vardır. Bununla birlikte EDS, bir geminin kendini savunmasının hayati bir bölümünü oluşturur. Olası bir durumda mürettebata, bir radar tehdidinden kaçınmak, elektronik saldırı kullanarak radarı karıştırmak ve/veya radarı taşıyan platforma saldırı için yapılması gereken eylem/eylemler hakkında bilgi verebilir.

Operasyonel düzeyde, EDS tarafından toplanan ELINT bilgisi, elektronik savaş düzeni ve olası düşman niyetleri hakkında genel durumsal farkındalığı arttırmak için paylaşılabilir. Deniz EDS’leri, yukarıda açıklanan radarlardan kaynaklanan emisyonları tespit etmelerini sağlayan 0.5 Mhz’den 18ghz’e (bazıları 40ghz) kadar bir dalga bandını kullanabilirler. 40ghz seviyesinde çalışabilen EDS’ler ile 30 Ghz’in üzerindeki frekanslarda çalışan milimetre dalga radarları gibi (MMW) daha yüksek bantlı radar emisyonları tespit edilebilir.

Füze Kargaşası

Gemisavar füzesi üreticileri, hedefleri daha net görmeyi sağlayan çok kısa dalga boyunda çalışan radarları tercih ederler. Bu, deniz alanında önemlidir, çünkü bu tür bir teknoloji ile donatılmış bir gemisavar füzesinin hedefini açıkça görmesine ve böylece hedefi çevredeki diğer gemilerden ve yüzey şekillerinden ayırmasına imkan verir. Bu keskin tanımlama aynı zamanda radarın chaff vb. karşı önlemleri hedeften ayırmasına yardımcı olur.

C-802

Asya-Pasifik’teki deniz EDS satın alımlarını motive eden en büyük tehdit, bölge genelinde ve ötesinde çoğalan, Çin tarafından geliştirilen gemisavar füzeleridir. Stockholm Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü verilerine göre Çin son 10 yılda Bangladeş, Burma, Endonezya, Pakistan ve Tayland da dahil olmak üzere bölgedeki ülkelere aralarında C-802, C-704/705, HY-2 ve C-400AKG füzelerinin de olduğu ~700 adet gemisavar füzesi sattı.

Bu füzelerin HY-2 (temeli 1960’larda hizmete giren Raduga P-15 Termit füzesine dayanır) gibi bazıları eski nesil de olsa Çin’in devamlı olarak geliştirme/iyileştirme yaptığı gemisavar füze tehdidi yüksek seviyededir. 14 Temmuz 2006’da Lübnan açıklarında Hizbullah tarafından kullanılan C-802 füzesi ile vurulan İsrail Sa’ar-5 sınıfı korvette 4 denizci öldü. Yaşanan bu olay yüksek teknoloji kullanan İsrail için bile gelişmiş ED sistemlerinin önemini göstermiştir.

Sa’ar-5 Korveti
Sa’ar-5 Korveti

Düşük Durdurma/Algılama Olasılığı (LPI/LPD) tekniklerinin yanı sıra, bu silahların birde göndermeç sinyalini maskeleyecek şekilde gönderim yapan, hem de radara doğru yapılan karıştırıcıyı bulup aynı anda reflektör ve chaff etkilerinden kaçabilen ECCM devreleri bulunur. Frekans atlama çevikliği LPI radarların göndermeç frekanslarını gizleyen ve elektronik karıştırmaya karşı olan bir diğer tedbirdir.

Bu tür zorluklara karşı çözüm, özellikle yeni Aktif Radar arayıcılarının etkili bir şekilde tespit edilebilmesi ve göründükleri zaman reaksiyon gösterilmesini sağlamak için algılama ve sinyal işleme yazılım teknolojilerine yapılan yatırımdır.

ESM, denizcilik alanında taktik ve operasyonel düzeyde gemilerin/görev gücünün orada ne olduğunu ve nasıl yanıt vermesi gerektiğini anlamaları için vazgeçilmezdir. Sinyalin türü ve kaynağını bilmek, hava veya yüzey tehditlerine karşı aktif ve pasif imha yeteneklerinin ne zaman ve nasıl kullanılacağı konusunda zamanında kararlar alınmasını sağlar.

Türk Deniz Kuvvetleri envanterindeki platformları, ASELSAN tarafından geliştirilen ARES-2 ailesine ait ESM sistemlerini kullanmaktadır ve gelecekte kullanıma girecek İSTİF sınıfı fırkateynlerimiz gibi yeni platformlarda da kullanılması planlanmaktadır. ADA sınıfı korvetlerimizde ARES-2N sistemi kullanmakta olup, sistemin gemide ne şekilde kullanıldığı, “Gemi Nokta Hava Savunması: PHALANX ve RAM Kullanımı” başlıklı yazımda anlatılmıştır.


Kaynak: SavunmaSanayiST.com

TUALCOM   Sarsılmaz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu