1960’lı yıllarda başlayan ve 1970’li yıllarda meyveleri toplanmaya başlayan ATGM teknolojisi tankların gerekliliğini sorgulatmaya başlamıştı. HEAT (High Explosive Anti Tank) füzeleri güdümlü füzeler olup tankın füzeden kaçış şansını da sıfıra indirmiştir. Sahip olduğu bakır huni sayesinde zırhı yüksek ısıyla delerek içeriye alev kusan bu füzeler, mürettebatı kesin olarak öldürüyordu. Bu füzelere karşılık olarak ilk hamle pasif koruma sistemi olan zırhı geliştirme ve kompozit yapıda üretmeydi fakat ATGM teknolojisi de durmuyor ve kompozit zırhları da delmeye başlıyordu. HEAT ATGM füzelerini durduramadıkları görünce hemen başka yollar aranmaya başlandı ve boşluklu zırh, ERA (Explosive Reactive Armor) ve Kafes Zırh ortaya çıktı. Boşluklu Zırh tankın en çok isabet alan yerlerine boşluklu olarak önüne yerleştiriliyordu. HEAT başlık ilk zırhı deldikten sonra alev kusmaya başlıyor ve ikinci yani ana zırha ulaşamadan delme yetisini kaybediyordu. ERA’lar ise ana zırhın önüne yerleştirilen patlayıcılı zırhlardı. Ön ve arka kısımda ince RHA blokları [(Rolled Homogeneous Armor) (Haddelenmiş homojen zırh (RHA), katmanlı veya çimentolu zırhın aksine, malzeme özelliklerini iyileştirmek için sıcak haddelenmiş çelik bir malzemeden yapılmış bir zırh türüdür.)] arasında ise patlayıcı bulunmaktadır. Bu patlayıcı mühimmat öndeki RHA bloğu patlattığında aktifleşerek mühimmatı patlatıyor ve tankı koruyordu. Kafes Zırh ise aynı boşluklu zırh gibi mühimmatı zırhı deldiği konusunda yanıltarak mühimmata delme yetisini kaybettiriyordu.
ATGM teknolojisi bu önlemlere karşı yılmadı ve çift başlıklı (Tandem) HEAT mühimmatını geliştirdi. HEAT mühimmatının önünde küçük yeni bir delici bulunuyordu. Bu delici 100-150 mm kadar delebiliyordu ki bu tüm boşluklu zırhları delebiliyor demekti. İlk başlık ERA, kafes veya boşluklu zırhı deliyor ardından HEAT başlık eskiden olduğu gibi yine ana zırhla başbaşa kalıyor ve tankı imha ediyordu.
Pasif korumanın yetersizliği konusunda tüm dünya hem fikir olduktan sonra Aktif Koruma Sistemleri’ne yönelindi. Aktif koruma sistemleri, kavramsal olarak; tehdidin bir Kara Muharebe Aracına fiziksel temasından önce algılanması ve durdurulması için geliştirildi. Bu sistemin teorik olarak, güdümlü anti-tank mühimmata, RPG’lere, tanktan atılan HEAT savaş başlıklarına, tanktan atılan KE mühimmata, havan mermilerine ve değişik boyutta bombalara karşı etkili olabildiği ifade edilmektedir. Ancak bu sistemin pasif ya da reaktif diğer koruma sistemlerinin tamamen yerini almasının yakın gelecekte mümkün olmadığı değerlendirilmektedir. Bu sistemle durdurulması ya da imhası mümkün olmayan tehditlerin (küçük kalibreli mühimmat, mayınlar, parça tesirli mühimmat ya da bombalar, yakın patlama veya isabet sonucu oluşan şarapnel etkisi) diğer koruma sistemleriyle bertaraf edilmesi gerekmektedir. Aktif savunma sistemleri kullandıkları savunma mekanizmasına göre iki grupta sınıflandırılabilir;
Soft-Kill (saptırma, karıştırma amaçlı)
Hard-Kill (tehdit mühimmatını imha etme amaçlı)
Soft-Kill koruma konsepti, sis veya parçacıklarla kara muharebe aracının etrafında yanıltıcı/gizleyici perdeler oluşturularak veya ısı (kızılötesi) ve lazer güdümlü füzelere karşı yanıltıcı/şaşırtıcı) sinyaller kullanılarak (lazer/kızılötesi karıştırıcı) Kara Muharebe Aracına yönlendirilmiş tehdidin hedefinden saptırılmasıyla bertaraf edilmesi esasına dayanmaktadır. İlk kez Çeçenistan’daki operasyonlarda Çeçen savaşçıların kullandığı füzelere karşı Rus tanklarının etkisiz kalması ile tasarlanmaya başlanmıştır. Ayrıca batılı ülkelerde kendi sistemlerini geliştirmiştir. Gelişmiş Soft-Kill konseptlerine örnek vermek gerekirse; ARENA, Shtora-1 sistemleri örnek verilebilir.
Hard-kill aktif koruma sistemi, koruma ihtiyacına bağlı olarak tipi ve sayısı belirlenebilecek kızılötesi ve radar algılayıcılar, algılayıcılardan gelen verilerin değerlendirildiği bir mikro işlemci ve parça tesirli veya zırh delici veya kısa menzilli roket mühimmatın atıldığı lançerlerden oluşmaktadır. Lançerler genellikle aracın her iki yanında ve gerekirse üstten gelecek tehditlere karşı kule kısmında yer almaktadır ve 360’ar derecelik kapsama alanına sahiptirler. Algılayıcılardan gelen KE mühimmatın tipi, şekil ve vektörel özellikleri ile ilgili verileri mikro saniye mertebelerindeki sürede işlenmekte ve lançerler hedef yönlendirilerek aktive edilmektedir. Beklenen sonuç, mühimmatın ya zırhlı araca belli bir mesafede (1–20 m) tahribi ya da çarpma etkisi ile KE mühimmatın yönünün saptırılarak zırhlı araca ulaşmasının engellenmesidir. Sovyetler Birliği tarafından geliştirilen ilk sistemin adı Drozd’dur. Afganistan savaşında Sovyet güçleri bu sistemi T55-A tanklarına monte etmişlerdir. %80 oranında başarılı olmuştur ancak tankın yanında savaşan piyadeler için ölümcül olduğundan dikkatli kullanılması gerekmekteydi. Bu sistemler genelde tamamen mekanize birlikler üzerine kurulu ordular tarafından kullanılmaktaydı fakat gelişen Hard-Kill teknolojisi artık tankın etrafındaki piyadelere tehdit oluşturabilecek şekilde zarar vermeyerek mühimmatı durdurmaya başladı. Gelişmiş Hard-Kill konseptlerine örnek vermek gerekirse; Trophy HV, AKKOR, Pulat, Afghanit örnek verilebilir.
Gelişen Aktif Koruma Sistemleri ‘ne karşılık Ruslar Hard-Kill sistemleri yanıltabilmesi için RPG-30’u üretti. Bu yeni sistem çift füze ateşliyordu. İlk olarak küçük ve yanıltıcı füze tanka ana başlıktan 0.3 saniye önce ulaşıyor ve Hard-Kill sistemini yanıltarak tankı delmeyi amaçlıyordu fakat gelişmiş sistemler gelen 2 füzeyi de tehdit olarak görüp ikisini birden yok edebildiği için işlevsiz olduğu düşünülüp şimdilik rafa kaldırılmıştır.
HEAT başlıklar ilk çıktığında tüm dünya tanklarını korumak için çareler aramaktaydı ve tanktan 20 ‘de 1 – 30 ‘da 1 oranda daha ucuz olan bu sistemleri durdurmak istiyordu. Tanka göre çok daha ucuz ve tankı kesin olarak imha ediyordu fakat günümüzde artık Aktif ve Pasif Koruma Sistemleri çok fazla gelişmiş durumda. Füze tanka ulaşmakta o kadar büyük zorluk yaşıyor ki önünde boşluklu zırh, kafes zırh, ERA ve aktif koruma sistemleri bulunuyor. Ulaşsa bile karşısında gelişmiş kompozit zırhları buluyordu. Bu zırhlar ısıya oldukça dayanıklı seramik bileşenli yapıldığı için hem tankı delemiyordu Hem de tankı yeterince ısıtamayarak mürettebatı haşlayamıyordu. Şu anda işler tersine dönmüş durumda ve HEAT ATGM teknolojisi yeni çareler aramaktadır.
Yusuf Metin
Kaynak: SavunmaSanayiST.com
Akkor sistemi softkill yeteneğine sahip olacak mı olacaksa potansiyeli ne olur sizce
Akkor sistemi Hard-kill sistemidir. 1.sınıf bir sistemdir.