Türkiye için ‘İnsansız Sistemler Komutanlığı’ artık bir ihtiyaç mı?

Roketsan-ATMACA-Banner

Türkiye, son dönemde insansız sistemler alanında ulaşılması zor bir başarıya imza attı. 2014’ten bu yana yaklaşık olarak 40 ülkeye; Bayraktar TB2, AKINCI, ANKA ve AKSUNGUR tipi SİHA’ları ihraç etti.

Halihazırda Türkiye, ‘Dünyanın en büyük SİHA ihracatçısı’ olarak biliniyor. Ancak, Türkiye’nin insansız sistemler alanında yaptığı çalışmalar yalnızca hava platformlarıyla sınırlı değil. İnsansız kara araçları ile insansız suüstü araçlarında da önemli çalışmalar gerçekleştiriliyor.

Geliştirilen ilk nesil sistemler, denemeler için Türk Silahlı Kuvvetleri’nin envanterine girmeye başladı. İlaveten 2024 yılı içerisinde ilk insansız denizaltının da görücüye çıkması bekleniyor.

Peki, insansız sistemler alanındaki çalışmalar bu yönde devam ederken artık Türk Silahlı Kuvvetleri’nde ‘İnsansız Sistemler Komutanlığı’ adında yeni bir komutanlık görebilir miyiz? Türk Hava Kuvvetleri bünyesinde teşkilatlanma çalışmaları devam eden ‘Uzay Komutanlığı’, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bu yöndeki bakışı hakkında da bir ipucu veriyor.

ANKA-İHA

Hudson Enstitüsü Kıdemli Analisti ve Edam Savunma Programı Direktörü Dr. Can Kasapoğlu, “İnsansız Sistemler Komutanlığı” ile ilgili olarak SavunmaSanayiST’ye değerlendirmelerde bulundu:

“Robotik Harp Sistemleri Devri”

“Robotik harp sistemleri, 21. Yüzyıl harp ve harekat ortamında giderek daha dominant bir yer tutuyor. Bu hususta elimizde, tam anlamıyla laboratuvar ortamı diyebileceğimiz iki harp sahası var. Biri, ikinci yılına giren Rusya-Ukrayna Savaşı. Diğeri ise Orta Doğu’da hızla bir bölgesel çatışma ihtimaline evrilen mevcut güvenlik durumu.

Belirttiğim trendler, yalnızca İHA/SİHA segmenti ile de sınırlı değil. Örneğin, Ukrayna askeri istihbaratının (GUR) Rus Karadeniz Donanması’na karşı sistematik olarak insansız su üstü deniz harp platformları kullandığını müşahede etmekteyiz. Söz konusu trend, Marichka ile su altı robotik harp kapasitesine de teşmil edilmiş durumda. Benzer şekilde açık kaynaklı istihbarat verileri, Orta Doğu’da Hamas’ın da yarı-batar sistemlere yatırım yaptığını göstermekte.

Elbette, bahsettiğimiz robotik harp trendi yalnızca stratejik sistemlerle sınırlı değil. Ukrayna Dijital Dönüşüm Bakanlığı, halihazırda ülkenin drone programının yönetimini üstlenmiş durumda. Sahadan elde ettiğimiz bilgiler, Ukrayna’da halihazırda özellikle kamikaze FPV ve döner kanatlı mini dron sistemlerinin kullanıldığını göstermekte. Hatta, çeşitli resmi açıklamalara göre, Ukrayna kayıpları ayda 10.000 platformu bulmuş durumda.

Can Kasapoğlu
Can Kasapoğlu

Mevcut veriler, standart bir günde Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin havada çeşitli kategorilerde 500 insansız sistem kullandığını belirtmekte. Elbette bir yandan İran tarafından tasarlanan Shahed-131 ve Shahed-136 kamikaze dronların Ukrayna altyapısına büyük bir zarar verdiğinin de altını çizmemiz gerekmekte. Yine Ortadoğu’ya dönecek olursak, Hamas / İslami Jihad ve İsrail çatışmasında insansız sistemlerin önemli bir yer tuttuğunu görmüştük. Özetle, belirttiğimiz gibi 21. Yüzyıl harp ve harekat ortamı giderek insansız sistemlerinin daha dominant olduğu bir safhaya ilerlemekte.

Türkiye’nin Mevcut İnsansız Sistemler Envanteri

Türkiye, NATO ittifakı içinde Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte insansız sistemler kullanımı en gelişmiş iki aktörden biri konumunda. Sektördeki atılım, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin muharip kapasitesinde ciddi bir artışa neden oldu. Türkiye’nin birikimi Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’ne teşmil edildi, ayrıca sektörün ihracat portföyünde ciddi bir genişleme ortaya çıktı.

Halihazırda, Türkiye’de harbin fiziksel boyutlarında öncelikle İHA/SİHA ile kendini gösteren yol haritası, daha sonra SİDA kabiliyetlerine, şimdi ise İKA’lara evriliyor. Belli yapısal sorunlar, İKA segmentinde istenen otonomi düzeyini sağlamayı, diğer iki segmente kıyasla daha zor kılıyor. Önümüzdeki dönemde bu segmentteki AR&GE çalışmalarının arttığını görebiliriz.

FNSS Gölge Süvari İnsansız Kara Aracı
FNSS Gölge Süvari İnsansız Kara Aracı

Bununla birlikte, her ne kadar hepsini bir röportajda belirtmek mümkün olmasa da, belirli trendler öne çıkıyor. Birincisi, Türk insansız platform envanterlerinin stratejik silah sistemleri kabiliyetine evrilmesi. Söz konusu kapsamda AKINCI’nın aerobalistik füze testleri ile derin darbe yeteneğine sahip seyir füzesi (bkz. Çakır) testleri çok kritik. İkincisi önemli trend ise, Türk insansız platformlarının çok ilginç harp yükü konfigürasyonları kazanması.

Aksungur’un denizaltı savunma harbi kabiliyeti çok önemli bir örnek. Üçüncü trend, Türkiye’nin insansız platformlarını, Anglo-Amerikan tabirle ‘cross-domain’ olarak adlandırabileceğimiz kabiliyet geliştirmesi. Aselsan yapımı Albatros SİDA’nın, Bayraktar TB2’nin hedef tespitini yaptığı bir platforma başarıyla bir sürü taarruzu ile angaje olabilmesi, sektör açısından son derece kritik bir yetenek. Öte yandan, STM ürünleri (Kargu, Alpagu) ve Kemankeş gibi makine öğrenimi ve konvolüsyonel algoritmaları veçhelerinde giderek gelişmesi de önemli bir trend.

Kemankeş’in harp başlığının yanı sıra elektro-optik sensör sistemleriyle de mücehhez olması, sektördeki evrilmenin stratejik bir örneği. Bilhassa robotik harp – SİHA segmentinde geleceğin daha çok gezici mühimmat / kamikaze dron alanında yaşanacağını müşahede etmekteyim. Zira yapay zeka birikiminin AR&GE ve sistem tasarımına en kolay aktarılabildiği segment kamikaze dron segmenti. Son olarak, insansız platformların etkin kullanımında sadece sistemlerin değil, analize konu platformların birbirleriyle haberleşerek, müşterek harekat icra edebilecek muharebe / komuta kontrol ağları içerisinde konuşlandırılması ayrıca önemlidir.

ALPAGU-İHA

“Türkiye’nin İnsansız Sistemler Komutanlığı İhtiyacı”

Anadolu Ajansı için kaleme aldığım son makalede, Türkiye’nin mutlaka bir müşterek robotik harp ihtisas birliğine sahip olması gerektiğinin altını çizmiştim. Belirtilen hususta farklı zihin egzersizleri olabilir. Nitekim insansız ve akıllı sistemler komutanlığı çerçevesinde belli tartışmaların olduğunu biliyoruz.

Türkiye’nin bir müşterek robotik harp ihtisas birliğine ihtiyacı var:

Birincisi, askeri teknolojinin ancak harekat tasarısı ve doktrin ile anlamlı olmasıdır. Dolayısıyla sistemlerin geliştirilmesinin yanında, geleceğin harp sahasında kullanılabilecek, insansız sistem dominant bir harekat tasarısı üretebilmek amacıyla konsept çalışması yapılması da elzem.

MARLİN-KUZGUN-KY

İkincisi önemli husus, çeşitli Türk çözümlerinin (MARLIN gibi) NATO tatbikatlarında kendini göstermiş olmasıdır. MİR gibi bazı Türk SİDA’larının ise NATO standartlarında tasarlandığını ve denizaltı savunma harbi gibi kritik görevler icra edebildiğini biliyoruz. Öte yandan, söz konusu kapasiteyi NATO tatbikatlarına katkı verebilecek müstakil bir komutanlık çerçevesinde yürütmek daha avantajlı ve daha verimli olacaktır.

Üçüncü önemli husus ise, söz konusu komutanlığın, dünyada robotik harp trendlerine ilişkin çatışmaların izlenmesi ve öğrenilen dersler dosyalarının hazırlanması çerçevesinde de sorumluluk alması olacaktır.

Özetle, müşterek karakterin altını çizmekle birlikte Türkiye’nin kesinlikle böyle bir komutanlığa ihtiyacı olduğunu değerlendirmekteyim.


 

TUALCOM   Sarsılmaz
Başa dön tuşu